S-400 Savunma Sistemi Neden Yeniden Gündemde?

12.03.2026 - 17:05
YAYINLANMA
3 DK
OKUNMA SÜRESİ
Google News

Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S-400 hava savunma sistemi, son günlerde İran’dan fırlatılan füzelerin Türkiye’nin hava sahasına girmesiyle tekrar tartışma konusu haline geldi. 4 ve 9 Mart tarihlerinde yaşanan bu olaylar, NATO unsurlarınca düşürülen füzelerle birlikte gündeme oturdu. Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, 12 Mart’ta yaptığı açıklamada, İran’dan ateşlenen iki balistik mühimmatın NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini belirtti. İşin aslı, bu sırada S-400’lerin neden devreye alınmadığı sorusu da gündeme geldi.

Aktürk, ülkeye yönelen balistik füze tehdidine karşı en uygun ve etkin savunma unsurlarının kullanıldığını ifade etti. Ancak, Türkiye’deki muhalefet partileri, S-400’lerin alınmasını ve bu tür tehditlere karşı kullanılmamasını eleştiriyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu da, “Eğer kullanılmayacaksa neden alındı? Kullanılacaksa neden devreye sokulmuyor?” diye sordu. Bu sorular, hem teknik hem de siyasi nedenlerle yanıtlanabilir.

İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Sıtkı Egeli, S-400’lerin stand-alone, yani tek başına çalışan bir sistem olduğunu belirtiyor. Yani NATO sistemleriyle entegre olamayacağı için bu tür saldırılarda kullanılmasının mümkün olmadığını söylüyor. Egeli’ye göre, S-400’ler aktif olsalar bile, NATO’nun entegre yapısının kullanıldığı senaryolarda yer alamaz. “Bu nedenle NATO’nun müdahil olduğu durumlarda S-400 o resmin içine oturmaz, kullanılamaz” diyor. Bakın, durum böyleyken, Türkiye’nin S-400’leri sadece kendi milli senaryoları çerçevesinde kullanabileceği anlaşılıyor. Yani NATO ile hiçbir ilişki kurmadığı, bilgi alışverişi yapmadığı durumlarda bu sistem devreye girebilir.

Bunun yanında, Türkiye’nin 2017’de Rusya’dan 2,5 milyar dolara satın aldığı S-400’lerin ilk teslimatı 2019’da gerçekleşti. Teknoloji transferi ve ortak üretim şartları ise kesin olarak sağlanmıyor. S-400, insanlı veya insansız her türlü hava aracını, hem seyir hem de balistik füzeleri imha etme kapasitesine sahip. Azami menzili 400 kilometre, ulaşabildiği en yüksek irtifa ise 30 kilometre. Eş zamanlı olarak 80 hedefi vurabilme kapasitesine sahip olan bu sistem, her hedefe iki füze kilitleyebiliyor.

Sistemin füzeleri 1,8 ton ağırlığında, sekiz metre uzunluğunda ve yaklaşık 50 santimetre çapında. Ayrıca, 145 kilograma kadar savaş başlığı taşıyabiliyor. Uzun menzilli izleme radarı, havadaki nesneleri takip ediyor ve gelen bilgiyi komuta aracına gönderiyor. Hedef tanımlandıktan sonra komuta aracı füzenin fırlatılmasına karar veriyor. İşin ilginç yanı, S-400 sistemi, Rusya’nın Soğuk Savaş döneminde geliştirmeye başladığı füze savunma sisteminin dördüncü neslini temsil ediyor. Yani bu sistemin geliştirilmesine 1993’te başlandı ama bütçe kesintileri nedeniyle tamamlanması uzun sürdü.

Öte yandan, S-400’lerin Rusya’daki testleri 1999 yılında başladı ve ilk kez 2007’de Moskova’nın savunulması için faaliyete sokuldu. O dönemlerde, Kremlin, Baltık Denizi kıyısında Kaliningrad’a füze savunma sistemleri konuşlandırmıştı. Bu durum, ABD tarafından Avrupa’yı istikrarsızlaştırmaya dönük bir adım olarak eleştirilmişti. Sonuç olarak, Rusya’nın Suriye’de de S-400 hava savunma sistemleri bulunuyor. Tüm bu gelişmeler ışığında, S-400’lerin geleceği ve Türkiye’nin bu sistemle ilgili alacağı yeni kararlar merak konusu olmaya devam ediyor. Bakalım, bundan sonra neler olacak?

Kaynak: Orijinal Haber

Sinan Kaleli
Yazar hakkında bilgi bulunmamaktadır.
Tüm Yazıları Görüntüle →
1

2 Yorum

  1. Bahar Aksoy

    Valla önemli bir konu, S-400’lerin stratejik rolünü anlamak şart. Tartışmalar değerli!

  2. Nalan Erdem

    Vay be, gerçekten çok bilgilendirici bir yazı olmuş. Eline sağlık abi!

Yorum Yap